DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat 19°C
Az Bulutlu

Kehribarın Söylediği Sessiz Hikayeler

Kehribar ya da bilinen diğer adıyla amber, çam sakızının fosilleşmiş hali. Birkaç milyondan 300 milyon yıla kadar uzanır yaşı.

Kehribarın Söylediği Sessiz Hikayeler
24.03.2021
409

Kehribar ya da bilinen diğer adıyla amber, çam sakızının fosilleşmiş hali. Birkaç milyondan 300 milyon yıla kadar uzanır yaşı.

Böcek bilimciler için bulunmaz nimet; çünkü çok çeşitli böcekler bu amberlerin içinde korunagelmiş. Normal koşullarda belki de hiçbir iz bırakmayacak olan bu böcekler, amberlerin yüksek sıcaklıklara dayanıklı ve kolayca kırılmayan yapısından dolayı öyle iyi korunmuş ki, biz böcek bilimcilerin pek çok sorusuna cevap sağlıyor. Neler mi? 

Bu böceklere bakarak, milyonlarca yıl önceki ortamı,  o dönemlerde bu böcekler aracılığıyla taşınan hastalıkları anlamamız mümkün. Kehribar yatakları dünyanın pek çok yerinde bulunuyor; Myanmar’dan Kanada’ya, Rus kutup bölgelerine kadar. Belki 15 milyon yıl önceki bir ağacın yaprağı bu reçinelerde muhafaza edilmedi ama örneğin günümüzde Dominik Cumhuriyeti olarak bilinen yerde bulunan amberdeki palmiye böceği, yaşadığı dönemde aynı bölgede palmiye ağaçları bulunduğuna dair sağlam bir kanıt. Dahası, yusufçuk böceği, şayak sineği de bulundukları yerin bir dönem sucul olduğuna işaret.

Bu böceklerin bir kısmı zamanında hastalık taşınmasında da aracı olmuş. Reçinelere mikroskop altında baktığımızda hastalık vektörlerini tanımlayabiliyoruz. Bu harika bir şey; çünkü ilkel bir malarya (sıtma) mikrobuyla enfekte olmuş tatarcık sinekleri, sadece taşıdıkları hastalığı söylemiyor bize. Aynı zamanda malaryanın en az 100 milyon yıllık evrimsel bir geçmişi olduğunu ve mikrobunun sinekler aracılığıyla aktarıldığı ilk konakçı organizmaların, dinazorları da kapsayan sürüngenler olduğunu anlatıyor. Mezozoik Zaman’ın son dönemi olan Kretase sonunda bulunan bu amberler dinazorların da o dönemde bu gibi hastalıkların pençesine düştüğü ve belki de, yok olmalarında bu hastalıkların da payının bulunduğuna işaret ediyor.

Evet, belki sesleri yok ama aslında her bir fosilleşmiş amber sessiz bir hikâye, ait olduğu dönemin bitki örtüsünü, canlıları arasındaki ilişkileri, hastalıklarını bize anlatan, milyonlarca yıl sonra aktaran. Adeta birer zaman makinesi, sayelerinde antik dünyayı kurgulayabildiğimiz.

Kaynak:bilim.org

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.