Dolar 18,8197
Euro 20,3115
Altın 1.128,47
BİST 4.997,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yozgat -1°C
Çok Bulutlu
Yozgat
-1°C
Çok Bulutlu
Paz -2°C
Pts -5°C
Sal -5°C
Çar -4°C

Tüsad Hatırlattı!

Tüsad Hatırlattı!
06.11.2021
787

Solunum Derneği TÜSAD, Akciğer Kanseri Farkındalık ayında elektronik sigara da
dahil her türlü tütün ürününden uzak durulması gerektiğini vurguladı.

TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Yılmaz “Bu ay rengimiz beyaz olsun ve bu sinsi hastalığa karşı
önlem almakta geç kalmayalım” derken, akciğer kanserli her 10 hastadan
9’unun tütün ve tütün ürünleri kullanan bireyler olduğuna dikkat çekti.

Akciğer kanseri tüm dünyada en ölümcül kanser olma özelliğini koruyor. Erken döneminde
belirti vermemesi ve sinsice ilerlemesi yüzünden de tedavisi gecikebiliyor. Bu hastalığa karşı
alınabilecek en iyi önlem ise akciğerleri korumak. Bu konuda bilinci artırmak için kasım ayı
Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. “Bu ay rengimiz beyaz” diyerek bu önemli
konuda bir açıklama yapan Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Başkanı Prof. Dr.
Ülkü Yılmaz, yeni tedavi yöntemleri gelişse de en etkin mücadele şeklinin akciğerleri zararlı
etkenlerden korumak olduğunu vurguladı.


Tüm dünyada akciğer kanseri için yapılan bilinçlendirme çalışmalarının “beyaz kurdele” ile
simgelendiğini hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi: “Beyaz renk, akciğer kanserinin erken evrede
sinsi, belirti vermeyen özelliğine dikkat çekmek için kullanılıyor. Bu nedenle biz de bu konuda
farkındalığı artırmak için ‘Bu ay rengimiz beyaz’ diyoruz. Bu hastalığa ilişkin farkındalık oluşması
çok önemli. Çünkü akciğer kanseri, erken dönemde ortaya çıkan öksürük, hırıltı gibi belirtileri
nedeniyle daha hafif seyirli başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Ancak hastalık ilerlediğinde ise
kanlı balgam, yutma güçlüğü, ağrı, nefes almada güçlük gibi sorunlar oluşuyor.”

HER 10 HASTADAN 9’U SİGARA KULLANICISI


Akciğer kanserinin en önemli nedeninin “tütün kullanımı” olduğunu vurgulayan Yılmaz, şu
değerlendirmede bulundu: “Dünya çapında, 2018 yılında yaklaşık 2,1 milyon hasta akciğer
kanseri tanısı aldı ve tahminen 1,8 milyon kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Tütün
kullanımıyla mücadele, akciğer kanserinin önlenmesinde çok önemli bir yol çünkü erken
dönemlerinde oldukça sinsi davranış gösteren bu hastalığın en önemli nedeni, tütün ve tütün
ürünleri kullanımı. Akciğer kanserli her 10 hastadan 9’u sigara içmiş veya halen içmekte olan
bireylerden oluşuyor. Sigara içen bir bireyin tüm yaşamı boyunca sigara içmemiş bireye oranla
akciğer kanseri geliştirme oranı 10-30 kat fazla. Ağır sigara içen bir bireyin riski yüzde 30’lara
çıkıyor. Hiç sigara içmeyen bir bireyin akciğer kanserine yakalanma riskiyse yüzde 1’den daha
düşük. Kanser riski; sigara sayısı, sigara içme süresi ile de yakın ilişki gösteriyor. Bunlara ek
olarak sigaraya başlama yaşı, inhalasyon derinliği, sigaranın katran ve nikotin içeriği, filtre içerip
içermemesi de kanser gelişme riski ile yakından ilişkili faktörler arasında yer alıyor.”


ASBEST VE KİRLİ HAVAYA DİKKAT


Tüm dünyada en yüksek sigara içme oranlarının gelişmekte olan ülkelerden bildirildiğine de
dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti: “Akciğer kanserine bağlı ölümlerin yarısından fazlası da
bu bölgelerde meydana geliyor. Gelişmiş ülkelerde ise sigara ile etkin mücadele sonucu akciğer
kanser sıklığı azalıyor. ABD’de yapılan bir modelleme çalışması sonucunda 2015-2065 arasında
yaşa göre ayarlanmış akciğer kanser ölüm oranının yüzde 79 azalacağı bildirildi. Akciğer
kanserinin etiyolojisinde (hastalığın çıkış nedenleri) başta sigara/tütün kullanımı ve pasif
maruziyeti olmak üzere akciğerin inflamatuar/enfeksiyon hastalıkları (fibrozis, KOAH, pnömoni,
tüberküloz vb.), HIV (Human Immunodeficiency Virus) enfeksiyonu, çevresel ve mesleki ajanlara
(kirli hava, radon, asbest, kömür vb.) maruziyet gibi çeşitli risk faktörleri rol oynuyor. Özellikle
çevresel asbest ülkemiz için çok büyük bir sorun oluşturuyor. Sigara ve pipo kullanımı da önemli
risk faktörleri arasında.”


ELEKTRONİK SİGARA DA RİSKİ ARTIRIYOR


Yılmaz, sigaranın bırakılması ile kanser gelişme riskinde yüzde 20-90 arasında azalma
olabildiğine dikkat çekerek, şu bilgileri verdi: “Sigarayı bırakmayı takiben 5’inci yılda risk
grafiğinde belirgin bir iniş gözlenirken, 15’inci yıldan sonra yüzde 80-90 risk azalması söz konusu
oluyor. Bu riskin sigara içmemiş bir bireyin grafik özelliğine hiçbir zaman gerilemeyeceğini de

akılda tutmak gerekiyor. Bu nedenle bu ölümcül hastalıktan korunmakta en önemli adım
sigaraya hiç başlamamak, eğer tütün kullanımı söz konusu ise bırakmak. Ama şunu özellikle
vurgulamak gerekiyor, sigara bırakmada bir çözüm gibi sunulan elektronik sigaranın bırakmaya
yardımcı olmadığını, hatta riski artırdığını bilmek gerekiyor. Elektronik sigaraya bağlı akut
akciğer hasarı, oldukça ağır, solunum yetmezliğine neden olan bir hastalık olup, son yıllarda
oldukça sık karşılaşılıyor.


AKCİĞER KANSERİNDE YENİ TEDAVİLER


Akciğer kanserli hastaların 5’te birinin erken evrede tanı aldığını ve etkin tedavi seçeneklerinden
yararlandığını aktaran Yılmaz, bu seçeneklerle ilgili şu detayları paylaştı: “İleri evre akciğer
kanserlerinde ise etkin tedavi yaklaşımlarının uygulanabilmesi doku düzeyinde ayrıntılı tanı
olanakları ile mümkün oluyor. Ayrıntılı tanı için yeterli ve tekniğine uygun alınmış doku, tedavi
için atılacak en önemli adım. Yeterli miktarda alınan doku genetik değerlendirmelere olanak
sağlıyor ve hastaya pek çok tedavi olanağından faydalanma olanağı sağlıyor. Doku düzeyinde
değerlendirilen biyo-belirteç adı verilen bir takım genetik göstergeler hastanın çok sayıda güncel
tedavi yaklaşımından faydalanabilmesini sağlıyor. Bu yeni göstergeler sayesinde hastalar
günümüzde geçmiş yıllara göre çok daha fazla tedavi seçeneklerinden yararlanıyor.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.